“Varis hastalarımızı sabah tedavi edip öğlen taburcu ediyoruz.”
Varis; adını sıklıkla duyduğumuz hastalık problemlerinden biri. Alanında başarılı çalışmalarıyla tanınan Kalp ve Damar cerrahı Prof. Dr. Haşmet Bardakçı’ya varis ve tedavi yöntemleri hakkında merak edilenleri sorduk.
Varis genel olarak estetik bir problem olarak görülmekte. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Varis kesinlikle sadece bir görsel problem değildir. Toplardamarlarda kaçakların eşlik ettiği bir dolaşım sorunudur. Bacaklarda yanma, kaşıntı, ödem, ağrı, kramplar, dolgunluk, yorgunluk gibi yaşam kalitesini bozulmasına yol açan semptomlara neden olur.
Varis hangi aşamada tedavi edilmelidir? Her hastalıkta olduğu gibi varislerin tedavisinde de erken teşhis son derece önemlidir. Bacak yüzeyinde örümcek ağı gibi kılcal damar oluşumları genellikle ilk fark edilen görsel bozukluklardır. Ağrı ve şişlik yavaş gelişebilir. Kişi bu sıkıntılara alışıp farkında olmadan bu problemle yaşamaya başlar. Bu arada hem iç hem de yüzeysel damarlar sinsice genişlemeye devam eder. Toplardamarların işlevleri bozulur. Kanı bacaktan kalbe geri iletme görevini artık yapamaz hale gelir. Bu süreçte ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar kolay sonuç alınır.
İnsanlar varis hastası olduğunu nasıl anlar, belirtilerini öğrenebilir miyiz? Varis, genellikle ilk aşamalarda bacaklarda hafif yanma ve kılcal damarın görünürlüğünde artma şeklinde ortaya çıkar. Zaman içerisinde bacakta şişme ve ağrılar başlar. Cilt yüzeyinden kabarık damarların görünmesi bu duruma eşlik eder. Sabah saatleri genellikle rahatken akşama doğru bacaklardaki ağrı ve şişlikte artış olur. Daha ileri aşamalarda kronik ödeme bağlı bacakta genişleme, yaralar, hatta varisli damarlarda pıhtı oluşumuna kadar gidebilir. Bu nedenle kişilerin bacaklarında gelişebilecek şikayetleri hafife almamaları önemlidir.
Radyofrekans ile kapalı varis tedavisi hakkında bilgi alabilir miyiz? Nasıl tedavi edilir? Eskiden varisli damarlar içeriden sökülerek tedavi edilirdi. Günümüzde kullandığımız yöntemlerle damar içerisine yerleştirdiğimiz özel bir kateter aracılığı ile varisli damarı hiç sökmeden yerinde tedavi edebiliyoruz. Kendi uygulamamızda hastalarımızı sabah tedavi edip öğlen taburcu ediyoruz. Hastalarımız aynı gün normal yaşantılarına dönüyor.
Kılcal varislerin tedavisinde hangi yöntemi tercih ediyorsunuz? Kılcal varisler her yaşta insanın özellikle de kadınların karşılaşabildiği bir sorun maalesef. Ancak tedavisi mümkün. Benim kişisel olarak tercih ettiğim ve en çok uyguladığım yöntem köpük skleroterapidir. Özel bir ilacın hava ile karıştırılmasından elde ettiğimiz köpüğü kılcal damarların içerisine uygulayarak bu damarların ortadan kalkmasını sağlıyoruz. Dünyaca uzun zamandan beri uygulanan bir teknik. Biz şimdi çok daha geliştirdik. Yurt dışından da pek çok hasta bu tedavi için kliniğimize geliyor. Estetik sonuçları çok memnun edici. Bir milimetrenin altındaki kılcallar için de yüzeysel radyofrekans uygulaması yapıyoruz.
Neden önce iç varisler tedavi edilmelidir? Bu çok önemli bir soru. Varis hastalarında varsa öncelikle iç varisler tedavi edilmelidir. Çünkü iç varisler tedavi edilmeden yapılan yüzeysel varisler çok kısa sürede tekrarlar. Bacakta kısa süre için görsel olarak sonuç alınsa bile ağrı, şişme, kramp gibi şikayetler ortadan kalkmaz. İç varis tedavileri için tanı çok önemlidir. Muayene esnasında mutlaka renkli doppler ultrasonografi yapılmalıdır. Zaten ultrasonografisiz varis muayenesi olmaz. Ben prensip olarak hastalarıma kendim renkli doppler ultrasonografi yaparım. Zaten ameliyatın da ablasyon dediğimiz aşamasını renkli doppler ultrason kullanarak yapıyoruz.
“Ailenizde varis varsa önlem almaya başlamanızı öneririm”
Varisi olan hastalarınızda ne tür şikayetlerle karşılaşıyorsunuz? Varis yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır. Hastalarımızın şikayetlerinin başında bacaklarda ağrı, dolgunluk, yorgunluk, hastalarımızın anlatımı ile adeta kum torbaları bağlanmışçasına bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ve yanma gelmektedir. Varisleri olanlar görsel olarak da bacaklardaki görüntüden son derece rahatsızlar. Geceleri olan yanma ve ağrılardan dolayı da uyku kalitesinin bozulmasının zaman içerisinde kronik yorgunluğa seb olduğunu hastalarımda gözlemliyorum.
Varis tedavisinde kullandığınız yöntemler nelerdir? Tedavi yöntemleri varisin iç ya da yüzeysel varis olmasına göre değişmektedir. İç varislerin tedavisinde kesi ya da dikiş gerektirmeyen kapalı yöntemleri tercih ediyorum. En sık kullandığım güncel yöntem radyofrekans ablasyondur. Bunun dışında Lazer, buhar ablasyon ve uygun vakalarda doku yapıştırıcısı ile kapatma gibi teknikler de günümüzde kullanılan yöntemlerdendir. Yüzeysel varisler için ise elimizde skleroterapi, yüzeysel radyofrekans ve lazer teknolojileri var ve son derece iyi sonuçlar almaktayız.
Kapalı yöntem varis tedavisinin açık ameliyattan farkı nedir? Eskiden iç varislerin tedavisinde açık cerrahi kullanılırdı yani varisli damar içeriden sökülerek çıkarılırdı. Bunun için de kasık bölgesi, diz ve ayak iç kısmında kesiler yapılır ve sonrasında dikişle kapatılırdı. Günümüzde hala bu yöntemi kullanan merkezler ve cerrahlar mevcut. Kendi adıma, yaklaşık 15 yıldır açık yöntem uygulamayı tercih etmiyorum. Kişisel olarak da yapmayı sevmediğim bir yöntem çünkü hasta ağrı duyuyor, bir ya da iki gün hastanede, birkaç hafta da evinde istirahat etmek zorunda kalıyor. Kullandığımız yeni tür ablasyon tedavilerinde ise hastalarımız tedaviden 2 saat sonra yürüyorlar. Yürümeye başladıktan 2 saat sonra da taburcu ediyoruz. Ağrısız, dikiş gerektirmeyen, son derece estetik ve konforlu bir tedavi yöntemi.
Radyofrekans ile ameliyatsız varis tedavisi nasıl uygulanır? Radyofrekans ablasyon tedavilerini hastamızın tercihine göre uyanık veya genel anestezi altında gerçekleştirebiliyoruz. Varisli damar içerisine küçük bir iğne ile girişim yaparak yerleştirdiğimiz özel bir kateter ile damar içerisine radyofrekans enerjisi uygulayarak tedaviyi gerçekleştiriyoruz. Bu aşamada hastalarımız hiçbir şekilde ağrı hissetmezler. İşlem kısa sürede tamamlanır. İç varislerin tedavisini gerçekleştirdiğimiz bu aşamadan sonra diz altındaki yüzeysel genişlemiş varislere estetik işlemler uyguluyorum.
Ailesinde varis hastalığı olanlara neler önerirsiniz? Varis genetik yatkınlığı olan bir hastalık. Farkındalık çok önemli. Yakın aile üyelerinin bacaklarında varis varsa sizde de zamanla varis gelişebileceğinin farkında olup mutlaka önlem almak, gerekli kontrol ve tedavileri zamanında yaptırmak çok kıymetli. Ailenizde varis varsa sizde de gelişmeden önce önlem almaya başlamanızı öneririm. Uzun sürelerle ayakta kalıyor ya da oturuyorsanız mutlaka varisten koruyucu bacak egzersizlerinizi yapın. Kilonuza dikkat edin. Bacaklarınızda yorgunluk, şişlik, ağrı, kramplar yaşıyorsanız varis başlangıcınızın olabileceğini akılda tutup gecikmeden Kalp ve Damar Cerrahınıza başvurun.
Varis’in Genetik Bir Rahatsızlık Olduğunu Biliyor Muydunuz?
Varis rahatsızlığı geçmişten günümüze kadar süregelen problemlerden biridir. Gerek estetik gerekse sağlık açısından hastanın psikolojisini etkileyen bu rahatsızlığın, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte yeni tedavi yöntemleri olduğunu görmekteyiz. Skleroterapi de bunlardan bir tanesi. Özel ilaç yöntemiyle varisli bölgeye yapılan bu uygulama pek çok kişinin hayatını düzene koymasına oldukça fayda sağlıyor. Ancak her şeyden önce tekrarlama riski sorusu aklımıza gelen ilk sorulardan olduğunu düşünüyorum. İşte tam da bu sebepten dolayı sorularımızın yanıtını en doğru kişiden alacağımız bir isimden bahsetmek istiyorum; Profesör Doktor Haşmet Bardakçı.
Prof. Dr. Haşmet Bardakçı: “VARİSLER SICAK HAVALARDA TEHLİKE YARATABİLİR”
Haşmet Bey, öncelikle kalp ve damar rahatsızlıkları en çok kimlerde görülüyor? Kalp ve damar hastalıklarında öncelikle genetik yatkınlık çok önemli. Ama genetik yatkınlık kadar yaşam şekli de önemli. Kalp hastalıklarının oranını sigara, hipertansiyon, şeker hastalığı gibi faktörlerin eklenmesi ve fazla kilolar artırıyor. Varis hastalıklarında ise kadın cinsiyet, fazla kilolar, ayakta sürekli hareketsiz kalmak ve sürekli oturmak artırıcı faktörlerden.
Varis sadece kilolu insanlarda mı görülür yoksa herkeste ortaya çıkabilir mi? Aslına baktığınızda kilolu insanlarda daha fazla görülür. Ama her kilolu insanda varis olacak diye bir şart yok. Varisteki en önemli etken genetik yani ailesel yatkınlıktır. Varis biz nasıl ten rengimizi değiştiremiyorsak genetik yatkınlığımızı da değiştiremiyoruz ya, bu tam olarak öyle bir şey. Ancak yaşam şekli bunun ortaya çıkmasını ya da çıkmamasını sağlıyor. Eğer sürekli ayakta sabit duran ya da sürekli oturan bir yaşam, bir çalışma şeklimiz varsa, kilomuz da fazlaysa bunun ortaya çıkması çok daha kolay.
Siz bir röportajınızda varisleri olanların sıcak yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini söylemiştiniz. Sıcak havalar nasıl etkiliyor? Sıcak hava hem atardamarlarımızda hem toplardamarlarımızda genişlemeye sebep olur. Varisler toplardamarların hastalığıdır. Toplardamarlarımız genişledikçe toplardamarlarımızın uzantısı olan varislerde de genişlemeler, ilerlemeler olur ve yaşam kalitesini daha da bozar. Havaların ısınmasıyla birlikte pek çok hastada şikayetlerde artış meydana gelir. O yüzden mümkün olduğu kadar sıcak yaz aylarına bırakmadan özellikle şu dönemlerde, varislerini tedavi ettirmelerini tavsiye ederim.
Varisler sadece bacaklarda mı oluyor? Hayır, varisler aslında toplardamar olan her yerde olabilir ancak en çok rastlanılan kısım bacaklardır. Tedavisi en kolay kısım da bacaklardır. Vücudumuzda varise en sık rastlanan yer olmasının yanı sıra yaşam kalitesini de en çok bozan yerdir. Onun dışında hemoroid dediğimiz hastalık aslında bir tür varistir. Varis yemek borusu etrafında da oluşabilir. Bunu Gastroenterolojiyle uğraşan hekim arkadaşlarımız tedavi eder. Kollarda da nadiren varis oluşabilir. Ama en çok bacak bölgesindedir ki bu benim alanıma girer.

